Yaygın Anksiyete Bozukluğu
Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Günlük hayatta zaman zaman herkesin yaşadığı ve endişe, korku, gerginlik, daralma, huzursuzluk, kaygı, sıkıntı, bunaltı, tedirginlik olarak ifade ettiğimiz duyguları karşılamak için psikiyatri alanında anksiyete kavramı kullanılır.

Anksiyete; stresli durumlar karşısında insanlar için normal bir reaksiyondur. Normalde anksiyete olarak adlandırılan duygular uyum sağlayıcı bir işlev görür. Kişiyi içten ya da dıştan gelen tehditlere karşı önlem alması konusunda uyarır. Süre ya da şiddet olarak aşırı olması, kişinin yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başlaması (mesleksel ya da sosyal performansın düşmesi) anksiyetenin tedaviyi gerektiren (patolojik) boyut aldığını düşündürmelidir.

Yaygın anksiyete bozukluğunda ise sık, süregiden korku ve anksiyete ön plandadır. Yaygın anksiyete bozukluğu olan korkularının çok fazla düzeyde olduğunu bilmeyebilir fakat bu korkularından yoğun sıkıntı duymalıdırlar. Süre olarak en az 6 ay süre geçmesi gerekirken korku ve anksiyeteye eşlik eden bedensel ve zihinsel şikayetler de olmalıdır.

Yaygın anksiyete bozukluğunun yaşam boyu sıklığı A.B.D’de yapılan epidemiyolojik çalışmada %2.7 olarak saptanmıştır. Başka bir çalışmada bu oran %8’lere kadar ulaşmıştır. Kadınlarda erkeklere oranla bu rahatsızlık daha sık görülür. Geç ergenlik veya genç erişkinlik dönemlerinde genellikle başlamasına rağmen ileri yaş kadın hastalarda da sıklıkla görülür. Bu rahatsızlığın birinci basamak sağlık hizmetlerinde daha sık görüldüğüne dair veriler bulunmaktadır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Bu rahatsızlığa sahip olan kişilerde genel olarak yoğun bir korku ve bunun getirdiği sıkıntı hissi ön plandadır. Bu kişilerin korkusu her alanda olabilir. Örneğin telefon çalacak ve kötü bir haber alacağım, çocuklarım başıma kötü bir şey gelecek, işimde başarısız olacağım veya derslerimi veremeyip sınıfta kalacağım birkaç örnekten biridir. Bu kişilerde kolay yorulma, dikkatini bir konuya odaklayamama, unutkanlık, uykusuzluk, gerginlik, kas gerginliği veya yoğun sıkıntı hissinden hepsi veya bir çoğu bulunabilir. Bu şikayetlerin en az altı ay boyunca sürmesi gerekmektedir. Bu kişilerde diğer anksiyete yaratan rahatsızlıklar (panik bozukluğu, özgül fobi, obsesif-kompulsif bozukluk veya travma sonrası stres bozukluğu gibi) bulunabilir. Depresif bozukluklar bu rahatsızlığa çok sık eşlik eder ve tanınıp tedavi edilmesi çok önemlidir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Neden Olur?

1- Genetik

Yaygın anksiyete bozukluğunda yapılan aile ve ikiz çalışmalarında genetik geçişin olduğu ve riski 6 kat oranında artırdığı saptanılmıştır.

2- Çevresel Etmenler

3- Psikanalitik görüş

Diğer anksiyete bozukluklarında da olduğu gibi yaygın anksiyete bozukluğunda da anksiyete id, ego, süper ego kaynaklı bir iç çatışmanın ürünüdür.

4- Bilişsel görüş

Bu görüşe göre yaygın anksiyete bozukluğuna sahip kişilerde belirsizliğe dayanamama mevcuttur. Ayrıca mevcut anksiyeteyi kişinin başa çıkma yöntemi olarak kullandığı da düşünülmektedir.

5- Nörotransmitterler

Beyinde özellikle serotonin ve serotonin taşıyıcılarında sorun olabileceği üzerinde durulmaktadır.

6- Yaşam Olayları

Özellikle erken çocukluk döneminde yaşanan her türlü travma (ebeveyn kaybı gibi) yaygın anksiyete bozukluğu gelişme riskini artırır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tanısı Nasıl Konur?

DSM-5’e göre yaygın anksiyete bozukluğu tanı kriterleri şunlardır;

A- En az altı aylık bir sürenin çoğu gününde bir takım olaylar ya da etkinliklerle (işte ya da okulda başarı gösterebilme gibi) ilgili olarak, aşırı bir kaygı ve kuruntu (kaygılı beklenti) vardır.

B- Kişi, kuruntularını denetim altına almakta güçlük çeker.

C- Bu kaygı ve kuruntuya aşağıdaki altı belirtiden üçü (ya da daha çoğu) eşlik eder. (en azından kimi belirtiler son altı ayın çoğu gününde bulunmuştur) :

  1. Dinginleşememe (huzursuzluk) ya da gergin ya da sürekli diken üzerinde olma.
  2. Kolay yorulma.
  3. Odaklanmada güçlük çekme ya da zihin boşalması.
  4. Kolay kızma.
  5. Kas gerginliği.
  6. Uyku bozukluğu (uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük çekme ya da dinlendirmeyen, doyurucu olmayan bir uyku uyuma).

D- Kaygı, kuruntu ya da bedensel belirtiler, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.

E- Bu bozukluk, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir madde bir ilaç) ya da başka bir sağlık durumunun (örn. hipertiroidi) fizyoloji ile ilgili etkilerine bağlanamaz.

F- Bu bozukluk başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

Ayırıcı Tanısı

Ayırıcı tanısında;

  1. Panik bozukluğu
  2. Depresif bozukluk
  3. Obsesif-kompulsif bozukluk
  4. Travma sonrası stress bozukluğu
  5. Hipertiroidi, Cushing hastalığı, Kalp ve akciğer kaynaklı patolojiler, feokromasitoma, ritim bozukluklukları, mitral kapak prolapsusu gibi organik rahatsızlıklar

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tedavisi Nasıl Yapılır?

1- Anksiyeteyi gideren ilaçlar

Bunlar genellikle benzodiazepin türevi ilaçlardır.

2- Beta Blokör ilaçlar

Bunlar anksiyetenin otonomik belirtilerine (özellikle çarpıntı, titreme üzerine) etkilidir.

3- Buspiron

4- SSRI türevi antidepresanlar

5- SNRI türevi antidepresanlar

6- Trisiklik antidepresanlar

7- Antiepileptikler

Son yıllarda yapılan çalışmalarda özellikle pregabalin yaygın anksiyete bozukluğunda çok etkili olduğu gösterilmiştir.

Psikoterapi

  1. Destekleyici psikoterapi
  2. Gevşeme egzersizleri
  3. Bilişsel davranışçı terapi
  4. Analitik psikoterapi

Yaygın Anksiyete Bozukluğu Hastalığı Nasıl İlerler?

Eşlik eden diğer psikiyatrik rahatsızlık tanınıp tedavi edilmesi, tedaviye uyum, hekim-hasta ilişkisinin iyi olması, erken tanı konulup erken tedavi edilmesi, eşlik eden kişilik özellikleri tedavinin başarısını etkileyen birkaç faktörden bazılarıdır. Genellikle hastalığın tanısının konulmasından yıllar öncesinden başladığı gösterilmiştir. Bu yüzden hastalığın hem hekimler hem de hastalar arasında tanınıp tedavi edilmesi çok önemlidir. İster ilaç tedavisi ister psikoterapi veya kombine tedavi olsun başarı oranı yüz güldürücüdür.

Kaynaklar
  1. Amerikan Psikiyatri Birliği (2013) Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El kitabı(DSM 5) (Çev. ed: E. Köroğlu) Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2014